Gaz-Zede

 

Acı / iz gönülistandan bir tezatlar öyküsü – güler misin ağlar mısın formülüne endeksli

 
Kelimeler kifayetsiz değil
Yazılacak çok şey var
Binlerce elem, yüzlerce ölüm
Burası yaz – yaz kalem, yaz!
Allah’ım, Sen yardım et

Ben Avrupa’da yaşayan bir Müslüman
Haftaya bayram, bugün 24 Ramazan
Sevinçle artık günleri sayıyoruz
Son moda bayramlıkları seçiyoruz
Allah’ım, Sen yardım et

Pastel renkler, cıvıl cıvıl kombinler
Yazın getirdiği şen şakraklık
Ailece uyumlu olmalıyız
Anne, baba, çocuk, tam takım takılmalıyız
Allah’ım, Sen yardım et

Bir de profesyonel pozlar
Iki selfi arası bir namaz kılmalar
Sonra tekrar hayatın içerisine dalmalar
Arada bir Gaz-zede’kileri hatırlamalar
Allah’ım, Sen yardım et

Bir çelişki, iki gözyaşı
Gerisi üç günlük dünya
Etrafında dört dönen ana, baba, sevda
Üç aşağı beş yukarı; hayat devam ediyor sonuçta
Allah’ım, Sen yardım et

şu an hava çok sıcak, niyetliyiz
Ama iftara üç saat kaldı, davetliyiz
Balkonun kapısı açık, kuşlar ötüşüyor
Susadığımı hissediyorum, gün batıyor
Allah’ım, Sen yardım et

Internet aleminin sergilediği bilgilerle iftara kadar zaman geçiriyoruz
Karşımızda Kur’an – şok üstüne şok yaşıyoruz, bakamıyoruz
Mukabele öğle namazından sonra diyoruz
Oysa ki reçete bizzat o altın yazılarla süslenmiş tarihi eser gibi duvarımızı süsleyende – unutuyoruz
Allah’ım, Sen yardım et

Kalıplara sığdırmaya çalışıyoruz
Okuduklarımızı, işittiklerimizi, izlediklerimizi
Kalbimiz sızlıyor kısa bir müddet
Sonra telefon; „biraz kıyma, bir karpuz, bir kilo et!“
Allah’ım, Sen yardım et

Hayat bu, diyoruz, ya Rabbi, Sen yardım et!
Bismillah, kalkıyoruz, alışveriş zamanı, biraz kıyma, bir karpuz, bir kilo et
Herşeyi unutur olduk, telefona hemen kaydet
Ya telefona yazmakla hallolunamayan şeyler?
Allah’ım, Sen yardım et

Mesela Gaz-zede?
Telefonla da hallolunulur işte
Mobil’den takip ediyorlar
Aaa yine oyun teklifi yollamış arkadaşlar
Allah’ım, Sen yardım et

Beş yüz dokuz ölü
Üç bin yüz elli yaralı
21 Temmuz 2014’de
Gaz-zede
Allah’ım, Sen yardım et

Rakam değil sadece bunlar
Bu sayların ardında yatanlar insanlar
Belki de onlarca sayılmamışlar daha var
Nefes alıp veren canlılardı bir zamanlar da onlar
Allah’ım, Sen yardım et

Ama ne diyorum, kime diyorum ben
Bilgi ve teknoloji çağında yaşayan bilgili teknisyen
Beyin flaş disk gibi bilgi kaydediyor
Tuşa bastığın anda da siliyor
Allah’ım, Sen yardım et

Ne demeli; ya dualarımız halis değil
Ya da biz salih değiliz
Müslümanlar elem ve ölüm icerisinde
Biz Facebook cemaati yakından seyirci ve uzaktan duacıyız sadece
Allah’ım, Sen yardım et

Allah’ım, Sen gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil
Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu göster
Bize doğru yolu göster
Ancak Sana kulluk ederiz ve yalnız Senden medet umarız
Allah’ım, Sen yardım et

Allah’ım, Sen yardım et
Sen yardım etmekte yardım et
Sana yönelmekte yardım et
Sana ihlas ile dua etmemizde yardım et
Seni tanımakta yardım et

Unutmayalım; O ki; Ceza gününün mâlikidir
O, rahmândır ve rahîmdir
Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur
Rahmân (ve) rahîm (olan) Allah’ın adıyla
Gaz-zede, Allah’ım, Sen yardım et!

 
© Yâsemin

 

 

 

 

Bir Adın Kalmalı Geriye*

bir vedasız veda busesi…

bir adın kalmalı geriye
bütün sevda dolu hayallerin nihayetinde
bir nefes alacak kadar bir pencere
ve işte sadece bir adın kaldı bende

sen gittiğinde

yüreğimde bir felaket
gönlümde kopan koca afet
içerisine düştüğüm koyu gece gibi dipsiz gurbet
sözümü tutamadım, tutunamadım, affet!

içime fütursuzca oturan kaya gibi taş
ruhumun içerisinde adsız savaş
ve gözlerimden akan sonsuz yaş
bir de gönlümü yakan yangın, yavaş yavaş

sen gittiğinde

istedim ki; bir adın kalsın geriye
bütün sevda dolu hayallerin nihayetinde
bir nefes alacak kadar bir pencere
ve işte sadece bir adın kaldı bende

çünkü ne seni sevmesini bildim ne de ayrılabildim
umutlarım belki de
geri gelirsin diye
sönmemişti, sönemeyecekti herhalde

sen gittiğinde

beni affet!
ama müsaade et
senden bana bir hediye
bir adın, bir de sevdan kalmalı geriye

© yasemin

 

* aynı başlığı taşıyan Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiirinden esinlenirek yazılmıştır bu şiir


Havadis

Hazan mevsimidir; hüsn-ü hüzne boğulmuş bir insan
Üftâde bir mecnun gibi gezer çöllerde; yoktur onun için zaman ve mekan
Zelzeleye mağruz kalmış bir beden; etrafı olmuş büsbütün virân
Neş’e’nin yerini almış pür-melâl; ah nefis-i âciz! toparlan!

Üstâd-i ezelî, âlim-i mutlak ve hâkim-i ebedî; ya Rahman!
Merhamet eyle Sen şol divâne’ye; gözleri ve gönlü kan ve revan
Ümitsiz bir derde düçar olmuş, Sen gönder kuluna bir hekim-i lokman
Bismillah! titretiyor bedeni kelâmullah; la taknatu min rahmetillah* emrediyor Kur’ân

İflâs’tan iflâh’a yürüyen kul ne mübarektir, o’dur dilâverân
Nasr-u’m min’Allah** diye müjdelenmiştir Rasul-ü Zî’şân
Sabr-ı cemîl ve tevekkel-tu al’Allah ile sadece döner bu devran
El-hamdulillah da hall-u fasıl’dır; hatırlamalı sıkıntılı anlarında bunu insan

Ah fukarâ-i garîb; oysa ki maristân-ı dünya fâni’dir; herşey burada sıkı bir imtihan

Ey hasret-keş, bilesin, senin beklediğin o bâki gülistan
Gelecek bir gün; inan! yakındır o zaman
Dalga dalga duyuluyor ötelerden şol sadâ, geliyor muştusuyla özlediğin o müebbed ezan!

 

© by yâsemin

 

* “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz!“ (Zümer Sûresi:53)
** “Seveceğiniz başka bir kazanç daha var: Allah’tan bir yardım ve yakın bir fetih. (Ey Muhammed!) Mü’minleri müjdele!“ (Saff Suresi:13)

Adam Olmak. Ya da hakkıyla insan

‘Okulu bitirdiğinde ne olacaksın peki?’ diye sorar dede. ‘Adam’ derim. Ve bu yol hiç bitmeyecek, bunu bilirim…

Göz ile seyr eyler insan alemi
Akl ile fehm eyler ayeti
Kalb ile feth eder kalpleri
Gönül ile keşfeder hayatın anlamını

O ki; insan
Fikr-u zikr ile ilme ulaşan
İlimden Alîm’e yaklaşan
O anda Rahman’ı bulan
Vedûd’u anlayan

İşte böyle geçmeli bu dünyada zaman
Gerisi yalan dolan ve acz-u figan
Önemli olan
Tefekkür ve şükr eymeli insan

© Yasemin

Hakikati aramayan şiir, kelimelerin çelik çomağı.
Hakikate dokunmayan fikir, kuru laf kalabalığı.
Hakikatle zonklamayan kafa, çöplük.
(Yedi Güzel Adam’dan alıntıdır)

Özlem ve Yaşam/ak şiiri

Yaşam/ak

Bir dünya inşa edersiniz kendinize
Hayallerle ilmek ilmek işler, dualarla nakış nakış süslersiniz
Ve bir gün çıplak gerçekle yüzleşirsiniz
Hayat; hayallerle beslense de, gönlü doyurmaz

Yığılır kalırsınız bir gün, tükendiğinizi hissedersiniz
Yaralı ceylan, kanadı kırık kuş gibi kalırsınız yolun kenarında
Nefesi tükenmiş, takatı kalmamış, gözlerinden fer, dizlerinden derman gitmiş gibi
İnsan bu; hayata aç, yaşamaya muhtaç

Ama hayal; hayal kaldığı müddetçe bir çocuğu şekerle kandırmak gibidir
Hic şekerle beslenen birini gördünüz mü ya da sağlıklı olduğunu?
Göremezsiniz; çünkü insanın temel gıda ihtiyacı sudur, ekmektir
Gönle su; bir aminli duadır, gönle ekmek; bir hayırlı ameldir

Havai fişek gibi görkemli, rengarenk hayallerin peşinde koşmaktan vazgeçin
Hayata dair gerçeklerinize yönelin, hayalinizi yaratın, gerçekleştirin
Hayalinizdeki aşk ne ise, ona şevk, ihtiras ve dualarla ilerleyin
Ve olmuyorsa, unutmayın ki, Allah herşeyin en iyisini bilir

Özlem duyulan şey, kalbe acı verir
Hasretle arzuladığınız şeyi, hayırlarla yad edin
Ruhunuza zulmetmeyin özlerken
Yelkenlerli yeni kıtaları keşfetmek için açmayı öğrenin

Çünkü hayat yaşamaya değer
Çünkü hayat güzel
Yaşamaya değer değil diyorsanız, hayatı yaşanmaya değer kılmak için çabalayın
Güzel değilse de, güzelleştirmek için elinizden geleni yapın

Ve göreceksiniz ki, bir tebessüme sebeb olduğunuz an
İşte tam o an, gönlünüz gülecektir
Bir duaya sebeb olduğunuz an
Belki de o dua sizin duanızın amini olacaktır

Yaşamayı unutmayın, yaşam mücadelesi verirken!

© Yâsemin

“Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey, sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir.ALLAH (c.c.) bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara Suresi 216cı ayet)

“Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır. Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul, Yalnız Rabbine yönel!” (İnşirah Suresi, 5-8ci ayet)

Not: Bu şiirim; “Yedi Güzel Adam” dizisinin “Özlem” adlı jenerik müziğin nağmelerinin esintisinden doğmuştur.

Nimet-i Sabır ya da Hayal-i Aşk

cropped-img_2188.jpg

 

“Şüphesiz ki iman edip de Rablerine tevekkül edenler üzerinde o şeytanın hiçbir nüfuzu yoktur.” (Nahl Suresi, 99. ayet)

iki çay söylersin garsona
deniz manzaralı terasta
bir çaydan bir muhabbetten yudumlaız
zaman su gibi akıp gider farkına dahi varmayız
sonra iki tane yıldız belirir gök yüzünde
gözlerinmiş meğer beliren o ay parçası yüzünde
ben sadece o toprak gibi berrak gözlerine odaklandım
güneş hangi vakit batmıştı anlamadım
ben sende esir, sende tutuklu kaldım
ah o gözlerin! o kahverengi gözlerine daldım
boğulmaya razıyım
dedim ve dona kaldım
birden yatsı ezanıyla uyandım
hayalmiş gördüğüm, ya da hayalet
anlık bir gaflet
ezan-ı muhammedi ile ayağa kalktım
boğaza bir bakış attım
ve kelimeler boğazıma dizildi
yutkundum, sözlerimi yuttum
sessizliğe mahkumdular
o mahrem duygular
anca „Ya Rabb!“ dedim
sabır ve hayırlısını diledim
sadece O’na havale ettim

 
© yâsemin

Aşk arayan vuslat dilemesin. Sevgiyi bulan aşk nerede demesin. Biri sılada gizlenir, diğeri ise hasretten beslenir.Yaşayan bilir, o anlatsın…

Kor / Kör

 

Bir özlem kaplar yüreğimi
İfadesi güç, hayali zor
Ama sevdâ yazdırır kalemi
Lugatım kiyafetsiz, sözüm kor
Ah dilsûz!…

 

Serap gibidir dünya
Sevindirir insani boşu boşuna
Uçsuz bucaksız sahradır o aslında
Susuzluktan kör olmustur insan adeta

Hayallerle gezer avare
İçin için ağlar ruh biçare
Nedir ama onu düşüren bu hallere
Bir fani sevda düşmüştür kor gibi kalbe

Yanar kül olur insan
Lakin bitmeden zaman
Çağrılmadan maverdan
Perişan olmadan

Anla, dünyadan olmaz yâran
Gel, vazgeç bu leyladan
Geç olup toprak olmadan
Aşkı öğren aşkı yaratandan

Susamış yüreğin
Sızlayan kalbin
Titreyen sesin
Arzu halleri; Vedud olan!

Bism-i Vedud!
Aşk’a vasıl eyle…

 

„Dünya uykudaki kişinin gördüğü rüyadır“ (Hz. Mevlana ks.)

 

© yâsemin